Saturday, September 30, 2006

Gülebilmez

seni kalbimde gezdirip her an eşkimiz bilmesin dedim hicran ala gözlü yarim menim kimse bilmir senin aşkınla ay aman ağladım güldüm gülebilmez gülüm bahar sensiz üreğim od tutup yanar sensiz dönmerem heç sözümden ey canan getme bir an heç gözümden ey canan senden ilham alar menim könlüm seni menden inan gözelim ayırmaz ölüm


*** ne güzel bir şarkıdır bu yahu,

Tuesday, September 26, 2006

ZİN-CİR-LE-ME-LER'in SO-NU!!


Ölüm!
Uyanıyorsun balkonundan gelen hava başka kokuyor, Gün herzamankinden başka, o başkalık, özlemi büyütüyor ve kalbine batıveriyor bişey,
eve dönüş! uzanıyorsun yatağına, başka kucaklıyor seni yatak uyuyorsun derinnnn, ertesi gün uyanamayacağını bilmeden ve bir hoşçakal diyemeden sevdiklerine gidiveriyorsun, yüzleşmesi en ağır ve en gerçek olgu işte ölüm..

ZİN-CİR-LE-ME-LER!

Gece yarısı perdem aralı,
Karanlık!
Başka evlerin kendi içlerinde başkalaşmış aydınlıını be
nleştiriyorum.. Bana ait olmayan birçok şey gibi bu aydınlık da midemi bulandırıyor. Biraz iyi geleceğine inandığım için açıyorum pencereyi...
Soğuk!
Perdeyi hareketlendiren bir esinti, üşüyorum. Hafızamı yokluyorum ve yanılmıyorum, bu sene hiç sıcak olmadı, olduysa da geç gelip erken gittiği için anlaşılmadı. Eylül akşamları bu kadar soğuk olmuyordu yoksa... geçip gidiyor iştee yakalayamadığımız,
Zaman!
Tik taklara hapsolmuş dilimler bütünü ve onlar için varolmuşcasına onlar gibi çabuk geçiyor, TİK TAK! TİK TAK! 28 yıl 28 zaman demek... Zaman, tik takların gayrimeşru çocuğu gibi... yarısı ayakta yarısı bitkisel hayatta (uuyykkuu) geçiyor ömür dediğimiz sanrısallarımız..
Uyku!
Yaşadığımı hissettiğim ama aynı zamanda öldüğüm zaman geçişi. Uykusamak, uyumak, uyumak ve uyumak, uyanış bir kahır, ızdırap, kayıp zamanlar toplamı. Beni yoksayan ya da kendimi yoksaydığım... sevmeyi [sev(il)meyi] ve onu özlüyorum ...
SevMek!
En son ne zaman sen oldum, en son ne zaman ben oldun. Sorulardan bize kalanlar... bu sorudan çıkan sonucun zamansal, dokunsal karşılığı, sen ya da ben olmanın çıkarımı, arta kalan milyonlarca biz, çokluk ve aslında kocaman bir
yalnızlık, bir intihar..
İntihar!
Vurgusu ağır ama gerçekliği yalın. Hayatla bir türlü kurulamayan bağın aniden kopması, vardan yoka sessiz bir adım işte, basit! Koşulların ve koşullandırılmaların sonucu. Yapay histeri, yalan kimlikler. Her kalabalık göremediklerine her ses duyamadıklarına dönüşüyor, ve artık daha gerçeksin tüm silikliğinle,
Ölüm!!!

Monday, September 25, 2006

pastırma sıcaklarını gören varmıııı?



pastırma sıcakları denir bişii vardı eskiden, kurutacak pastırmamızyok belki ama ısıtacak iliğimiz ve dışyüzeyi kemiğimiz var, bu yıl hiç d vitamini alamadım, gelişme sürecimi olumsuz etkiliyor bu durum, pastırma sıcaklarını özlüyoruz ben ve kayserililer, bugün sıcağı yoktu ama güneşi vardı aydınlandık belki yarın sıcağı da gelir...

Sunday, September 24, 2006

sebel ile yatmak! dudu ile uyumak:)




ara sıra sevgi yumağı olasımız gelir, aslında sevgi yumağıyız da bunu uykulara taşımak isteriz, benimle uyumak dud için eğlenceli çünkü uyumamak üzere her gidişimiz odaya, yorulunca kapanan gözlere engel olamaz dudu ve ben kısa süreliğine ayrılınca yanından döndüğümde karşılaştığım manzara
peki sebel bu yataan neresinde uyuyacak

Thursday, September 21, 2006

indirr şalteri


canım arkadaşım yunom söyledi bunu bana denemek üzere aldım tarifi, zor değil aslında sadece istemek ve ötelememk üzerine bir duruş aslı astarı, kimeleri için kaçış gibi belki ama zaten herbirimiz birşeylerden kaçarken çarpışmıuor muyuz! madem çarpışıp damı duvarı dağıtacaz ve bu çarpışmanın sonucunda kırık dökük anılar bırakacaz ve nefret doğuracaz ne gerek var kaçmaya, kıçımıza vuran topuklarımız yüzünden mosmor ve çürük bırakmadık mı kendisini ne gerek var, indir şalteri, beyninin doğurganlığını dondur bir süre, soru yok sorgulamak yok, ihtimaller yok, keşke işin en keyifli tarafı düşünmek yok, yok yok... e o zaman ben de bir süreliğine İNDİRİYORUMŞALTERİ

zamanı geldi aşkın ışığını gördüm

İtiraf ediyorum, önceleri sakladım, ne biliyim tepkilerden korktum, belki de gizli kaçamaklar tatlı geldi, bilmiyordum ki böyle olacaını, sonuclarını kestirebilsem başlar mıydm hiç? aslında uzun süredir vardı bir şekilde hayatımdaydı ama olmaz diyordum, onunla uzun süre olmaz, zarar verir, pahalıya malolur fekat yapamadım, istedim, sonra bir kez denedim, ama o bi kereler son kereleri bitirmedi, nereden bilebilirdim ki son kerelerin literatürümüze avuntu ifadesi olarak girebileceğini, herşey bir sonu hazırlıyordu yavaş yavaş, içindeki ışık beni cezbetti ve dedim ki daha fazla diretmenin anlamı yok kabul et ve yaşa, senin için uygun boyu boyuna vs vsine, söylemden geçemeyeceğim başlarda soğuk gelmişti ama bunu idealize edince irrasyonalize oldu (böle izis mizis edince çok bir tentel duruyor entelliğinden ötürü) ve değil soğuk gelmesi artık içimi ısıtıyordu, birbirimizi çok uzun zamandır tanıyorduk ki tanıştığımmız günü hatırlayamıyorum o kadar yani, lakin son zamanlarda vuku bulan aramızdaki bu yakınlaşma sanki yepyeni bir ilişkinin başlangıcını müjdeliyordu...
Şimdi bu ilişkiyi aileme anlatmalıydım, ama nasıl? ben onun ilk başlardaki soğukluğuna alıştım ki artık sıcacık, ailem alışabilecekmiydi, herşey beni gün gün bir kaosa ve çıkmaza sürüklüyordu, onunla olan ilişkimden dolayı hergün kilo alıyor ve bunu anlatamamanın verdiği tıkanıklıkla bedbaht oluyordum. Ama artık kararlıyım ne olacaksa olsun!
Ben bir süredir buzdolabıyla birlikteyim, bir süredir kendisiyle sevişiyoruz, benim sürekli almam ve vermemem üzerine kodlanmış bir ilişkimiz var, bunlar model model ve hergün çıtırları çıkıyor lakin ben sadece onu seviyorum ve bu seviyeli birlikteliğimizi ömürü billah devam ettirmeyi planlıyorum.
Buzdolabına yakın olan içindekilere yakın olur
yaşasın yiyeceklerin kardeşliği, kahrolsun light yem faşizanlığı!
insanlık onuru zayıflatılamaz!!! baskılar bizi yıldıramaz...

Monday, September 18, 2006

  • YıLdIzLaR


    gÖkYüZüNdE nE çOk yIlDıZ vAr

    bİrİ PaRlAk bİrİ ÜrKeK bİrİ YaLnIz dİğErİ SaNkİ bUrDa

    İçİmİzDe Ne çOk HıRsIz vAr

    bİrİ aLdI BeNi gÖtÜrDü, SoNrA sAtTı HeM dE YoK pAhAsInA

    aH Şu hIrSıZlAr

    hEr GeCe rÜYaMdA SeNiN KıLıĞıNdA dOlAşIrLaR

    aH KaRaNlIkLaR

    sEnİ BeNdEn sEnİ DüNdEn sEnİ GeRçEkLeRdEn kOrUrLaR

Saturday, September 02, 2006

balkabağı dersleri: özlü sözler 1


iki kişiinin bildiği sır değildir!
çünkü o iki kişi için mutlaka bir üçüncüleri o üçüncüler için de mutlaka ikincileri hep olacaktır.
sır olmayan herşey de kamu malı değildir!

not: fotograf zihni sinir web sayfasından alınmıştır tşkrlr