Thursday, August 28, 2008

Monday, August 25, 2008

Entrika

Ah nasılda geçiyor zaman

Yeni ölmüş birinin üstünü örtercesine narin

Heryerde akşamüstleri bir gül gibi kopartılabilir

Polisle tartışan kadının arasına bayılan deniz

Neden her denizin bir de annesi olmasın

Bir elin bir elden hamile kalması denli zengin

Ve Taksim'den Beşiktaş dolmuşuna binen sardunya

Her adam adını bir yerlerde düşürebilir

Bu şiir yazıldığı gibi okunmalı

Bu hayat bilindiği gibi yaşanacaksa

Yani hüzün dediğim yalnızca bir küfürdür

Ve küfür bir karanfilin ağzına ne kadar yakışırsa

Kalın kırmızı bir çizgi çekin aşkın altına

Bakışların altına, ihanetlerin, intiharların da

Sonra karşılarına geçip şaşırın biraz

Yani uçuruma yuvarlanan kamyona koşan köylü çocuklar

Direksiyonun başında bir palyaço bulunca nasıl nar gibi şaşırsa

Ah nasılda geçiyor zaman

Nefes nefese doğan sevdaya rağmen

Keşke bir şeyler keşfetseydik diyor insan


Ve mezarlık yoluna sapıyor hemen

Ben bütün bir gece uyumadan ölebilirim

Herhangi biri bütün bir gece ağlayabilir

Unutturabilir saydam bir renk eski bir sevgiliyi

Ve bir camın patlayarak kırılması

Eski bir sevgiliyi birdenbire

Hatta acımasızca hatırlatabilir

Yani sevgili dediğim yalnızca bir fıkradır

Hem insan bir fıkraya daha ne kadar gülebilir


Küçük İskender

Monday, August 18, 2008

Çalıntı Bir Aşktan Alıntı

hacivat adamlar zülfikar kemiğiyle lades tutuşurdu
denize kusarlardı; yosun tutuşur, karides tutuşurdu
elele tutuşurduk, kimse susmazdı, susmak olmazdı
istanbul’da bir asit şişesi kırılırdı
bir çocuk kapıyı açıp laciverde girerdi
dudaklarından öperdim, başım derde girerdi
ve bir ayna şarkı söylemeye başlardı olduğu yerde
örneğin sarıyer’de: Bir börekçi aniden küçümsenirdi
çay bardaklarıyla asya’nın en eski haritası çizilirdi
seni düşlerdik tüm belleğimizle
acı çizilirdi, et çizilirdi, kafatası çizilirdi!

bir vapura binerdik, yüzümüz üstümüz limon ağacı
her iskele biraz daha uzak, her aşk biraz daha latince
iki parmak daktilo yazar gibi kopuk kopuk
iki sözcükle gözlerine yazardım kendimi
acemice!

ve bayram harçlıklarımı, açlıklarımı düşürmüş olurdum böylece!

sen ise
gençliğini, hep çocukluğunu düşürmüşsün
diyelim gece, diyelim alelacele yalnızsın
diyelim ki oturup beni düşünmüşsün
ağlamışsın gride biraz siyah, biraz beyaz arar gibi
yeşilde mavi yok oysa, sarı hiç yok!
beni düşünmüşsün saçlarını akordeonlarla tarar gibi
küçücük bir kız gibi
küçücük bir delikanlı gibi
küçük bir yaradaki büyük bir kabuk gibi
büyük bir yaradaki küçük bir kabuk gibi
kanar gibi, kanatır gibi, birlikte kanar gibi beni düşünmüşsün!

ecel olur gelirim sana artık adressiz bir zarf gibi
zarfı yalayıp kapatırken dudaklarımı kağıtla keser gibi
çünkü ben orda celladım, biraz katil
seri haldeyim sana, paralel haldeyim
bütün suçlar üstüme yıkıldı, hataların altında kaldım
hayatım hayatına düşüp patlamayan
hayali bir bomba gibi!

Küçük İskender

A Ş K Ü S T Ü N E

Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.



Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin. Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman. Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.



Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir. Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır. Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için? Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.



Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.Kitap okurken de mutlu oluyorsun unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası....



Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun aslolan yürektir.Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu. Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...



Hayatı ıskalamaya lüksün yok senin.....



Nazım HİKMET

Thursday, August 14, 2008

A N L A D I M

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,

Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..

Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış,

Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,

Neden hiç ağlamadığını anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,

Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği

acıtabilirmiş,

Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,

Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,

Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,

Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,

Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak,

Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,

Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,

Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım..

Sevgi emekmiş,

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...





Can Yücel

Wednesday, July 30, 2008

SİBOONEEEYYYYY

Biliyordum, birgün adıma bir şarkı yapılacağını biliyordummm

Tuesday, June 24, 2008

Bişeyler Öğrenmişem

Bişeyler Öğrenmişem.Gel Değişik Sevah.
Sen Beni Sev ,Ben Seni... Sevdayi Yaşiyah.
Sen Bene Sevdalan Yan,Ben De Sene,
Klasik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
Ya Da Senin Haberin Olmasın,
Ben Seni Arhadan Arhaya Sevim.
Platonik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
Sevdadan Oturah Yiyah,İçah.
İkimizde Tombul Olah.
Tombulik Aşk Olursa Oni Da Yaşiyah.
İsdirsen Sevdandan Kendimi Kesim.
Müzikler Dinliyim Doğriyim,Biçim.
Psikopatik Aşk Varsa Oni Yaşiyah.
Hele Bah.Ben Kerem Olim Sen Asli.
Sonumuz Onlar Gibi Bitsin Yasli.
Nostaljik Aşk Neyise Oni Yaşiyah.
Kibarlaşah.Tankolar Gibi Sevah.
Çoh İnce Olah.Ele Dolanah.
Tankoli Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
Yalani Bırahah Hep Doğri Diyah.
Berabar Oturah,Berabar Gahah.
Elele Dizdiz,Gözgöze Bulunah.
Realist Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
Tarlalara Bahcalara Düşah,
Elele Dutuşip Türki Söyliyah.
Romantik Aşk Neyse Oni Yaşiyah.
Pisigi,Gudigi Sen Diye Sevim,
Sen De Horozi Culuği Ben Diye Sev.
Sembolik Aşk Da Varsa Onida Yaşiyah.
Gel Elele Verah.Gendimizi Elektirige Gapdırah.
Zangır Zıngır Titriyah.Ama Ölmiyah.
Elektronik Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
Ahorlarda Merek Ve Komlarda Buluşah.
Tezek Galahlarının Altında Sinah.
Otantik Aşk Varsa Oni Da Yaşiyah.
Aman... Bırah Onlari.Beni Sevirmisen?
Ben Seni Hegget Sevirem.Ele Şeylari Bırahah.
Adam Gibi Sevah,Adam Gibi Yaşiyah

Tuesday, March 18, 2008

ah o gözler

Ah o gözler, sibel onlarıözler. o gözler ne güzel güler, deniz gibi derin gibi, unutturuyor bir sürü şeyi insana...
(benim olsun mu)

Monday, February 18, 2008

Friday, December 28, 2007

acayip....

İncinsen de sözün düzünü diyciyem
Acayip hayvanlara benziyirsen
men senin bu emellerine nece dözum
men ne diyim daha sana yoktur sözüm
sır sıfatından su içmeyür gözüm
cinlere şeytanlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
abu ne gafiyedir açıp gelmişsen
gözlerin gene ot saçıp gelmişsen
sanki cehennemden kaçıp gelmişsen
devlere hortlaklara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
senin başın bedende işkencedir
kenardan bakanlara eğlencedir
boynun büyükse bedenin incedir
armudu ıskanlara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen
İncinsen de sözün düzünü diyciyem
Acayip hayvanlara benziyirsen
günde bir okka bir iş görebilsen
her gün içirsen sarhoşluk edirsen
gece de eve sürüne sürüne gelirsen
gara sorulcanlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
senin de batıl di oruç namazın
hıçkırırsan tutulmıyor boğazın
mikrofonsuz da gür çıkar avazın
klorak satanlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
senin görünüşün bir ayakşımıdır
alacalı yüzünde şahmatmıdır
bir özüne bir bak başın yuvarlak mıdır
51 ekranlara benziyirsen
acayip heyvanlara benziyirsen
İncinsen de sözün düzünü diyciyem
Acayip hayvanlara benziyirsen
yüz kiloya yakın garazlaşmışsan
kartlamışsan çok yaramazlaşmışsan
saç kalmayıp başında dazlaşmışsan
kapaksız kazanlara benziyirsen
Acayip hayvanlara benziyirsen
keyfte yiyip şişirmişsen karnını
köfte yiyip şişirmişsen karnını
beleş yiyip şişirmişsen karnını
esnemiş hayvanlara benziyisen
gavlamış hayvanlara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen
ne var sen üstüme mırıldıyırsan
sanki paslanmışsan gırıldıyırsan
sesin de çıkmıyor hırıldıyırsan
benzinsiz çakmaklara benziyirsen
acayip hayvanlara benziyirsen

Monday, December 24, 2007

çağımızın nce hastalıkları

Sıkılmak
Daralmak
Bunalmak (hepsi aynı demeyin değil şu üçünn de dozu ve etkileri farklı)
Heyecansızlık
Kararsızlık
Kafa Karışıklığı
Kaf Dağı
Kaf dağının önü ve
Kaf Dağının arkası (yön çok önemli, kaf dağının önündekiler görünenler arkasndakiler gizli olanlar)
Offf
pufff
qwsbdme
wemkrl
*-09)/=\}
"""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""""

Monday, December 17, 2007

can yücel'in mal beyanı

Can Yücel`in MAL BEYANI

1-Avsa adasinda üç daire, dört üçgen, bes dikdörtgen
2-Gökyüzünde bi bulut
3-Bitlis'te beş minare
4-Biri yazlık, biri kışlık iki platonik sevgili
5-Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
6-Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
7-Palandökende bir palan, iki döken
8-Kastamonu'da üç kasto
9-Üç fay hattı
10-Bir çarsamba, iki persembe, üç cuma
11-Dünyada mekan
12-Ahirette iman
13-Denizde kum
14-Uzayda yerçekimsizlik
15-Bi çuval gazoz kapagı
16-Bi kibrit kutusu sigara izmariti
17-On sekiz saç biti
18-Biri ingilizce 6 adet küfür
19-Yirmi tane bos naylon po s et
20-Sevenlerin kalbinde kurulmus bir taht
21-Bi sürü saç sakal, kil, tüy, yün
22-Üç ayri parkta üç ayrı belediyeye ait üç ayrı banka reklamlı bank
23-Bi ayakkabı çekeceği
24-Iki büyük taş kütlesi
25-Bir adet agaç gölgesi
26-Üç kuş kanadı sesi
27-Bi sürü kedi köpek
28-Bi marmara denizi
29-Camına yaslanip seyredilen iki piliç çevirmeci
30-Her aksam karıştırılan dört çöp bidonu
31-Çalıp çalıp kaçılan bes melodili apartman zili
32-Nakit 15 kuruş
33-Anne babadan kalma yarısı yasanmış bi ömür

Thursday, December 13, 2007

acır biraz geçer sonra...

içimde defalarca açılan kesik acısı gibi... aşk gibi, acı gibi, bunun faillerine duyulan nefret gbi... O nefreti anlatamamk gibi, bazen kıyamamak bazen öldürmeyi istemek gibi, bazen mutsuzluk ama yine yapılan herşeyi bir anda unutmak gibi, defalarca anlatmana karşın anlamaması gbi, anlamak istememesi gibi, sevilmediğini anlamak gibi, sevginin fütursuzca kllanılması gibi...
parçalara bölen her parçasını yediren bir şarkı..
iyi dinlemeler.......

Wednesday, December 12, 2007

biz küçüktük şimdi büyüdük


büyüdük büyüdük bu kadar olduk

biz küçükçük

ben yoktum aşağıya doğru oldum








Monday, December 10, 2007

"geyikler ve lanetler'"den

okumayanlarınız vardır muhakkak okumalı, ben çok oldu okuyalı ama dün akşam köprü üstünden geçerken nasıl geldiyse aklıma geldi... Cudana'nın lanetleri, cudana'nın 9 laneti neydi diye işte benim en sevdiğim bu ve en vurucusu da bu 9. lanet.....


soyunun ugradigi bütün felaketlere yas tutacak kadar uzun olsun ömrün
insan kalbinin bütün afetlerini yasayasin
sonsuza dek uyku haram olsun nankör gözlerine
dostlarinin ihaneti, sevdiklerinin nefreti,arkadaslarinin kallesligi
hayatinin zenginligi olsun
arafta kalsin ruhun ve bedenin
ölümün kuytusunda kalmis gölgeni
yeryüzünün ve gökyüzünün
bütün kötülükleri kusatsin
o kadar uzun yasao kadar uzun yasa ki
görmedigin zulüm, çekmedigin kahir
duymadigin aci, ugramadigin bela kalmasin
o kadar uzun yasao kadar uzun yasa ki yüregin duyabilecegi bütün acilari
gözün görebilecegi bütün zulümleri
aklin hayal edebilecegi bütün iskenceleri
duyasin, göresin, bilesin!
o kadar uzun yasao kadar uzun yasa ki
bütün sevdiklerinin ölümlerini görsün gözlerin
bütün yakinlarinin yikimlarina yansin yüregin
o kadar uzun yasao kadar uzun yasa ki ölüm senin için en büyük mutluluk olsun
o kadar uzun yasa ki,o kadar!

benden de var bir tane..... ama onu yazmayacağım, o benim içimden saatelerce kusmak istediğim bir lanet ve bana kalsın, yüreğimden gideceği adresi hiç şaşırmayackve şaşırmasın...

Tuesday, November 20, 2007

rüyama

Tam olarak böyle değildi, bir önceki gün rüyamda gördüğüm (mektup) ve ertesi günü etkisinde kaldığım ve nereden geldiğini bilmeidğim bir ağlama duygusunu üzerime yapıştıran. yumutla karşılaşmadan hemen önce silmiştim, nasıl aktığını bilmediğim yaşlarımı, gözlerimden. sanırım yumut da bişii anlmadı. Ama onu görmek iyi geldi...........

Bir tomar kağıt üstünde latince yazılmış sayfalarca mektup, kimden geldiğini ve kime gittiğini bildiğim (bu zaten...)
sonra bu blogu açınca fondan gelen acılı sese kulak verdim, siz de verin, içiniz acısın, öyle bir acısın öyle bi çöksün ki nereden geldiğini bilemediğiniz bir hsse gark olun, 2 günnüze mal olsun, beni anlamak adına değil kendinizi anlamanız adına.
(Cudananın laneti gibi oldu bu da) ama bu dediklerimin hiçbiri size değil kime, rüyama, mektuba ve bna...

Thursday, October 11, 2007

Mehmet Uzun 'u da kaybettik


"Uzun süredir yakalandığı mide kanseri nedeniyle tedavi gören ünlü edebiyatçı Mehmet Uzun,11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi."


Bugün güzel başladı, geceyi geçirdiğim arkadaşımın üsküdardaki evinde sabah çok güzel bir kahvaltı ile güne başladım. Her iş günü olduğu gibi yine hazırlanıp vakfın yolunu tuttum. bayram arefesi olduğu için yatım gün çalışacaktım ki zaten öyle de oldu fakat, işten çıkarken kötü bir haberle sarsıldım... Abartmıyorum gerçekten üzüldüm, inanamadım, bir sürü duygu üst üste, kırgınlık, hayal kırıklığı, karmakarışık oldu beynim! hüseyin abi verdi haberi Mehmet Uzun ölmüş!! Nasıl olur dedim ve oturdum kaldım. Bu memleket aydınlarını hep kötü karşıladı ve iyi ağırlayamadı. Ve hep kaybetti ki en acısı da kaybettiğinin farkında olmadan. Sevgisiz, tahammülsüz ve en önemlisi yerlede sürünen cehalete rağmen hala kendisiyle gurur duyan, birbiriyle barışamayan aslında en önemlisi kendiyle barışamayan bir toplumun çocuğu olarak, okuduklarıma zenginlik katan, başkalaştırdığımız bir coğrafyadan yani benden yani bizden olan edebiyatçıyı kaybetmiş olmaktan duyduğum üzüntüyü paylamak istedim. hoşçakal Mehmet Uzun!!!

RİTMİ YAKALA DİYE BUYURDU ZERDÜŞT

Ve Böyle Buyurdu Zerdüşt

Daha çok bşındayım, ellerim henüz su topladı ve şişti ve morardı ama zamanla ehlileşecek, ben de birlikte tabii......!




















İlkin tumba ile açılış yaptık, ardından darbuka ile devm edecekmiş çünkü darbuka tumbadan zor imiş, öyle dedi örtmenim, sonra da işte bu!!! bateryyyyyyyy






Wednesday, October 03, 2007

bittiiiii




mevsim can çekişiyor, ben sevmiyorum sonbaharsonununu ben sevmiyorum kışı, bu kış ve sonbahar sonunda kendime mutluluklar diliyorum. dalacak manzaralar olsun istiyorum. Bu sıkıcı kış renklensin istiyorum...< İstersem olur biliyorum:))