Thursday, April 27, 2006

sonbahardan ilkbahara gonderdiklerim.




simdi hepimiz ayri yerlerde, baska bir iklimin hafif soklarini atlatmaya calisiyoruz... her iki kurede de bahar gecisi kirik oluyor, neylersin... bahar baska bir sevdiriyor kendini, baska kucakliyor insani...? simdi ben sonbahardayim ya biraz kirik geciyor bazi gunlerim, hazan mevsimi huzun getirirmis ya ondan sanirim, yorgun hissettirmesi de ondan...
sizin yarimkurede yeni yeni acarken gozlerini hayata bahar dallari burada gozlerini coktan yummaya basladi, dokuyor birer birer yapraklarini, oralarda aska duserken herbir parcaniz buralarda kirik atiyor kalpler, dusururken dallar yapraklarini teker teker...
sonbahardan ilkbahara merhaba!!!

Wednesday, April 26, 2006

Monday, April 17, 2006

sessizlik, yalnizlik, gozyasi


simdi sonunu goremedigim bir otoyoldayim, otoyol dedigim bir yigin sessizlik, uzun zaman biriktirilmis bir yalnizlik, bir soluk aliyorum, yol kadar sonsuz, sessiz ve aci bir yalnizligi cekiyorum icime, agirlasiyor hersey, tutamiyorum, avcumu aciyorum dokulenleri topluyorum, topladiklarimdan bir avuc huzun kaliyor geriye sonra o da kayiyor birer birer avcumdan tutamiyorum...

Saturday, April 15, 2006

ne zaman............



ne zaman gelir?
ne zaman arar?
ne zaman anar?
ne zaman anlar
ne zaman hatirlar?
ne zaman bilir?
ne zaman gorur?
ne zaman gelirse o zaman.........

okyanus yalnizligin aci dalgasi

" okyanus yalnizligin aci dalgasi, oyle bir dalga ki sarhostan beter ediyor insani"
elimi uzatsam okyanusta kayboluyorum
kayip bir yolcuyum artik
pesim sira izler siliniyor,
hava soguyor, karanliginda boguluyorum
elimi uzatsam sonsuz derinligine gomuluyorum
isimsiz bir yolcuyum artik
taniyanlar birer birer gitmis
bir ben bir de ben kalmisiz
sorular izden, cevaplar ? den ibaret
hicbir karsiligi kalmamis dilde
sesler kaybolmaya baslamis artik susuyorum.
aglamak her dilde ayni yasi mi akitiyor
oyleyse aglamak guzel diyorum,
dokulenler heryerde sancili olsa bile
tesellisi her dilde ortak zorlanmiyorum

Thursday, April 13, 2006

G E L I R G E L M E Z




Gelir mi gelmez mi, gelir mi gelmez mi
Gelmez mi gelir mi
Gelmezse gelmez, Gelirse GORUR

MEKTUP 2 hasretler ayrilikla mi ayriliklar hasretle mi baslar?


Nasilim? 24 saatlik bir ucus mesafesinden, uzak kalmak tum sevdiklerine
nasil anlatilir bilmiyorum, bir gurbetci psikolojisini daha net anlayabiliyorum ki bu seyahat yerlesik olmayacagi halde... Yabanci muzik dinlemek bile zul geliyor, iyi ki diyorum, mp3 calarima turkce yuklemisim...Buradaki kitaplar bile bir garip, sanki en guzel kitap bizde yaziliyor, en zevkli kapak grafikleri bizdeymis gibi geliyor. Evet cok guzel bir ulke ama sunu anliyor insan, gercekten mecbur kalinmdikca yasanmiyor baska bir ulkede, illede anladigin anlasabildigin ve seninle ayni dili konusan insanlar olsun istiyorsun... Yeterince ozgur degilsen tatilin de bir
anlami yok, para cok evrensel bir kaygi, gebe birakiyor insani... O kadar onemli ki, tasin topragin ve yasadigin doganin seninle ayni dili konustugunu bilmek... Slkildiginda kendini biraktigin doga derdini paylasiyor seninle... Oturdugun bankta izledigin deniz derdini paylasiyor, teselli oluyor her bir parcasina senden akan... Yaslandigin agac daha bir baska kucakliyor seni... Burada, gidip suraya uzansam dedigin cimler kicina batacakmis gibi hissediyorsun, belki de en temel sorun bir banka oturdugunda yanina oturan herhangibiriyle keyifli sohbet edemiyor olman, o sohbeti goturebilecek bir iletisim yolu olan dili bilmemen... Burasi zaman
zaman, bebekte bir yaliya misafirllige gitmissin de saga sola donmekten
hareket etmekten yoksunmussun, bir hareketinle bulundugun yerde siritacakmissin
gibi bir hisse sahip kiliyor seni.. memleketimde oyle mi heryeri pislik
goturdugu icin bi kenarini da ben pisletmisim cok mu siariyla (ne demekse) rahat
rahat yayilabiliyorsun vah benim fakir memleketimmmm, saldim cayira otlaya
karnin doyura akabinde mevlam kayira... Tum bunlarin yaninda en guzeli su ki insanlar guler yuzlu, herkes birbirine gunaydin diyor hal hatir ediyor, mevlanayi iyi anlamislar da haberleri yok kimdir bu mevlana... En cok neyi ozluyor inssan diye sormustum kendime. Cikmadan once bilinmiyor bunun yaniti. Alistigin tas toprak degil, sevdiklerin diyorsun ya oyle degilmis... Elini uzattiginda okyanusta kaybolmayacaksin...ben elimi uzatiyorum okyanusta kayip bir yolcu oluyorum. bunlar ozlemin aynadan yansiyanlari diger yaniyla tarifi mumkun degil turist olmanin gezgin
olmanin keyfi ( hos ne gezginligi), her dilde ortak bir tanima karsilik geliyor
degil mi kesif... evliya celebiyi anlamak buradan basliyor:))

MEKTUP 1 En Cok Neyi Ozler Insan Uzaktayken?


En cok neyi ozluyor insan? Cikmadan once bilmiyor, alistigin tas toprak
degil, sevdiklerin diyorsun ya... oyle degilmis... Oralardan cikis kurtulus
gibi geliyor ama degilmis…Cok mecbur kalman gerekiyor, baska caren olmamasi demek gibi bisii. ya da 2-3 yilligina kisa gidisler ama yakin uzaklara, elini uzattiginda
okyanuslarda kaybolmayacaksin... Bir amacin olacak, okul mesela en guzel amac ve
daha genc olacaksin, 28 ine girmeden yapacaksin ve de {kilpayi kurtardik:)}
Buralarda yasam kalitesi cok yuksek, insanlar mutlu, emek karsiligini
goruyor... Ama iste bir ama ki kocaman bir bosluk.. Bu kadar refahin
icinde genclik burda da olu... Dunyadan bi haber yasiyorlar, o kadar rahatlar ki baska bir dunyadan haberleri yok, bolluk icinde yasiyorlar ve o kadar hazir ki onlar icin heresy az otelerindeki savastan, acliktan olen insanlardan vs vs vs haberleri yok varsa bile o duyarlarini duyarsizlastirmis gibiler. seks para ve luks yasamdan baska sorunlari ve sorumluluklari yok sanki...
Bir yaniyla tuhaf bir denge var burada ama o da sanirim yavas yavas
bozulmya basliyor ki bu dengeyi bozan da maalesef yeni nesil, neyse
ne diyordum, tuhaf bir denge var, gordugum ve yasadigim iki ornek
arasinda, burada insanlar birbirinden nefret etmiyor ve kimse kimsenin kuyusunu kazmaya calismiyor. Herkesin birbirine ve yaptilarina saygisi var... O kadar karisik, turlu cesit millet var ki kimsede kompleks yok. Farkinda yasiyorlar. 72 millet 72 si de birbiriyle barisik. Lakin bu genis salondan baska bir odaya gecip pencereden baktigimda karsilastigim obur manzaradan sunlar akiyor birer birer, ayni cografya icinde yuzyillardir birbirlerinin canini acitmaya yemin etmis, burnunu olur olmaz herseye soktugu icin pislikten kurtulmayan, birak saygiyi tahammulun anlamini icerigini ve karsiligini hafizasindan ve literaturunden bir daha asla geri gelmemek uzere cikarmis guruh... Kiymetini, kiymetimizi bilmiyoruz...
Burasi tarihi ve kulturel zenginligi olmayan bir ulke, tarihsel ve
kulturel kaynaklarin deniz oldugu bir ulkeden geldigim icin buradakilerin tarih diye korudugu seyler bir yandan gulduruyor, bir yandan aglatiyor bir yandan da kizdiriyor beni. 1800 lu yillara tarih diyorlar gerci kucumsenmeyecek gibi tarih iste ama benim canimi acitan baslangici ve sonu belli olmayan uygarliklar tarihinin besigi memleketimde birak korumayi ki zaten ne oldugundan haberimiz yok, tarih dedigimiz zaman hatirladiklarimiz icler acisi, hakikaten can yakici siddette. Burdakiler koruma altina aldiklari buluntularin ustune (ne buluntu ama) ali ile aysenin ask maceralarini kazimiyorlar, aradaki fark bu iste, bizde o kadar cok ki birine zarar versek ne olsa baskasi var diyoruz ama bir mirasi yavas yavas avuclarimizda eritoyoruz, gecmis olsun herkese...

zaman zaman ozlemler ele vuruyor boyle dile geliyor iste... herzaman ayni yogunlukta hissettirmiyor

Monday, April 10, 2006

koala, okaliptus ve ben


Nasil uykum var, okoliptusun govdesinde hayat bulsun ruyalarim...

Uzak Kadar Uzak


NE kadar uzak? Uzak Kadar uzak, gordugum yerler gormedigim kadar guzel, baska guzellikler cografyasindan, vahsi bir cografyadan, ehlilestirilmis baska bir karaya yaptigim yolculuk... Vahsiligini cografyasindan degil, laf anlamaz soz bilmez cizgi film karakterlerinden alan, yasadiklarinin karsisinda gercek mi saka mi oldugunu alayamadigin turden memleketimin hali... vardigim uzak boyle bir uzak iste guzel sasirtici ve saka yok, baska uzaklara acilacak yelkenlileri(mi) tamir ediyorum...

Sunday, March 26, 2006

http://nobravery.cf.huffingtonpost.com/

bazen hicbirsey ve kocaman bir sessizlik anlatir,
derinliginde sessizligin, neden hep cocuklar agla(r)(tilir), buyuk cigliklar kopmaktadir, duyamazsin, o cigliklara cok yabanci bir ses hayat vermeye calisir, ortadogunun sancili diyarindan ozgurlugun kavramsal sacmaliklari ulkesine dogru...
ve soyle der bir bilge ozan:
DOGADA ILK KIRLENMEDIR ULKELERE BOLUNMESI YERYUZUNUN

Saturday, March 25, 2006

kanguru zip dedi

ne cok zaman olmus yazmayali, gitmeler kalmalar derken kangurular diyarindan, baska bir yarimkureden, sicaktan, keyifle yaziyorum, yazacagim da

Monday, February 27, 2006

GİTMElerr

Gİtmeler üzerine düşünüyorum kaç zamandır, herhangi bir sonuca ulaşamadım çünkü bunun somut bir sonuca ulaşamayacağı kanaatindeyim ki henüz hala burdayım. İki haftaya kadar gitmiş olacağım lakin bu zaman zarfında karşılaştığım, sokakta gördüğüm, uzun zamandır yaşamıma eşlik eden dostlarım, işte tüm bunların herkesin ortak bir fikri var bu gitmeler ile ilgili "KurtuluŞ" un biricik yolu... peki burda, peki burası, yapılacak ve yapılması gereken hiçbirşey yok mu, herkes gitmeler türküsüne gömülürken kalanların payı enayilik mi olacak...
Bıraktıklarımızın anlamı özlemle mi anlaşılacak, özlemek bir azapsa neden buna katlanıyoruz, gurbetçilerin ortak söylemi olan "vatan hasreti" vücuda kaç cc enjekte edilerek hissediliyo.

Monday, February 20, 2006

sAyGı, LaNeT

Saygı
hep bana, hep bize, az size
lanet hep size, onlara
yılan beni sokmazsa dostumdur,
saygı beklemek ne kadar saygılı olduğunla ilgilidir.
değneğin ucu girince bir taraflarına,
alıp o değneği birilerinin gözüne sokmak ne kadar da saygın bir davranış!!!???...
Saygıyla laneti ortaklayan nedir acaba...

Thursday, February 09, 2006

. L . Z . D .


şimdi sen gittin ya...
seni götüren o otobüse bin lanet ettim,
bir kere dönüp bakabildim çok uzaktan
seni bana getiren sevdiğimi sandığım köprülere
o köprüler ki düşlerimde yıkıldılar...
gözyaşlarını içine akıtamayanlardanım
saklasam da dökülüp gidiyor işte
neden ağladımı sormuştun ya
anladın mı acaba neden

Wednesday, February 01, 2006

sabah sabah şarkısı

sarılmayı isterdim çok dokunmayı sana
gel bul beni
anlatmayı isterdim çok açılmayı sana
gel bul beni
dolaşırdı adımlarım birbirine seni görünce
öyle emindim ki çıldırdığımı bildiğine
karışırdı kelimeler hep birbirine seni görünce
öyle emindim ki çıldırdığımı bildiğine
yürüyordun beyoğlunda aşkımızdan bihaberdin
yürüyordun sen yolunda aşkımızdan bihaberdin
ölüyordum ben yolunda öldüğümden bihaberdin
ölüyordum karşında

69A (kısa yol hikayesi 2)

DÜnyanın neresinde, hangi şehrinde, kasabasında ya da köyünde şehiriçi ulaştırma araçlarında ağız dalaşmaları büyük kavgalara ve hatta cinayetlere dönüşür, iki insan ağız dalaşına girmişken olayın seyrini değiştirecek, aslında hakkına bok yemek düşen, üçüncü kişinin karışmasıyla bir kaosa dönüşür ve basit bir tartışma iki muhatabın dışına taşıp nasıl büyük bir travmaya dönüşür, dünyanın neresinde bileniniz var mı?

istanbul'da ve aslında ülke genelinde toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmiyorsanız eğer bir travmanız eksik kalır
sevgiler:)

Monday, January 30, 2006

129 bt (kısa yol hikayasi 1)

bilmem hiç düşündünüz mü insanlar en çok ne zaman nefret eder birbirinden, tahammül eşikleri ne zaman daralır ve hatta kapanır en çok, kavga bağrışma, ağızdan çıkıp kendine yer bulmaya çalışan ve bir yer bulamadığı için havada asılı kalan ağır ve aksak küfürler... sinirden köpüren ağızlar, herkeste bir arıza, herkes bir sara nöbetinde ve herkes kara kışta yerleşim yerlerine yiyecek bulmaya inen azılı kurt sürüsü gibi, vahşi, sevimsiz ve üstelik sabah sabah...
en ön sıraladan, boşalan koltuklara yerleşme heyecanıyla arkasında binlerce yaralı bırakan, tam oturmak için davranacakken gözüne kestirdiği yeri başkasına kaptıran ve o vakitten sonra yerini kapan adamla ilgili yol boyunca komplo teorileri üreten ve hatta bununla kalmayıp binbir türlü hallerle taciz eden...
ne zaman?
nerde?
nerdeler?
nerdeyiz?
....

Saturday, January 28, 2006

o nun gözleri...

çok özlüyorum
bir çift göz, 7 yıllık muhabbet
ben bir çift gözü 7 yıldır tanıyorum
7 yıldır keşifteyim
en sonunda buldum
çizgi film kahramanı gözleri
masum, ışıltılı ve muzur
zaman zaman kocaman olan
zaman zaman küçücük kalan
anlayan bir kadın
bilmeyen bir kız çocuğu
zaman zamn kızan
zaman zaman tek bir bakışla içine sızan
çok zaman seven
ve her zaman yanımda olacak olan
adından gelen bir keramet
ışığına giden....


merak ediyordun ya işte bu ve bundan daha fazlasısın kelimelerimi kaybettim, yoksa yazcak çok şey var...

Friday, January 20, 2006

köprüler uzun yolların kısa adı

ne çok yol var, köprüler uzun yolların tesellisi gibi,
bir köprüyü geçince kalanların hesabından bir teselli çıkar,
uzak dediğin bu köprüyle kısalır.
benim ona onun bana köprüleri var,
ben sevmeye başladım bu yolculuğu,
özgürlük olmasa da adının anlamı, kırmızı özgürleşmeye gebe değil mi...